Ve, üç nokta… sonerium yazdı..
Gece tüm koyuluğuyla, ‘perde’ diyor uzun oyununa,
Karanlık hep sırtımda, zamana karşı ağırlığını veriyor üzerime
Her anım kaçışlarla kuşatılmış, her yönümde yolculuklar…
Bakmadığım her yerde sen, görmediğim herşeyde…
Hep sana çıkmayan yollara sürükleniyorum,
Hiç geçmediğin yollardaki ayak izlerinde kayboluyorum.
Sözcükler kan kusuyor üzerime.
İnadına,
Bana seni anlatmayan sözcüklerden cümleler kuruyorum.
Yokluğunun işkencesinden bitap ‘sen’li sözcükler birer birer ölüyor,
Seni unutmaktan çok bulamamaktan korkuyorum.
Hep olmadığın yerlerde arıyorum.
Yine de,
Hiç gitmemiş olman ihtimaliyle avunup,
Gecenin karanlığına uyuyup dalıyorum.
‘Ve’ ile başlayan yolculuğuma,
‘üç nokta’ koyarak devam ediyorum.
17.12.2005 / 02:00
sonerium
__________________________________________________
Kışa merhabanın kuru – soğukluğuyla harmanlanmış bir aralık karanlığında saatler yeni günün ilk anlarına işaret ederken o gün bir yaş daha yaşlanıyordum. Sigaramdan her zamanki sıradanlıkla çektiğim derin nefes aslında çoğalan ömrümde azalan bir yaşamın kalp atışıyla demleniyordu gecenin yalnız karanlığında.
Bu, benim dünyaya geldikten sonraki ilk yalnız yaşlanmamdandı belki de. Gözüm hep olmayanlarda, kulaklarım televizyonun çıkardığı anlamsız gürültelerden rahatsız. Ve sessizliği teknoloji denen o alet bozarken sanki çok sevdiğim bi düşten uyanır gibiyim: iyi ki doğdum, mutlu yıllar bana 
17 sayılı günden kalıntı 15 ocak 2005 bir yıl sonra


Kategori:








Kas 4th, 2011 10:33
bunu seviyorum ya
Kas 4th, 2011 12:16
Çok geniş bir zaman, kimsinki sen?